Kendi blogunu oluştur ;)
41 tane "din" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"din" tagli diger ogeler resimler , videolar
 
May
11
    
ölumsüz sevdam | 11 Mayıs 2008 00:51 | 0 fav | etiket: ,  
Belçika'da, cemaati azalan kiliseler camiye dönüştürülecek.

Belçika'da, cemaati azaldığı için bakım harcamalarını karşılayamayan kiliseler, camiye dönüştürülecek.

Belçika'nın ikinci büyük kenti Anvers'te cemaati azaldığı için bakım onarım harcamalarını karşılayamayan kiliselerin camiye dönüştürülmesi ya da başka amaçlar için kullanılması planlanıyor.

Anvers'in kültür, turizm ve dini anıtlardan sorumlu Hıristiyan Demokrat Belediye Başkan Yardımcısı Philip Heylen, De Morgen gazetesine yaptığı açıklamada, kentteki 80 kilisenin önemli bir bölümünün cemaat sıkıntısı çektiğini ve bazılarının haftada sadece 20 kişiyi ağırladığını bildirdi.

“Kiliselerin bazılarını neden Müslümanların kullanımına sunmayalım” diye soran Heylen, Anvars'te sayısı hızla artan Müslümanların ihtiyacını karşılayacak büyük camilerin bulunmadığına dikkati çekti.

Bu yıl içinde kentteki bütün kiliseleri ziyaret ederek papazlarıyla görüşeceğini anlatan Heylen, kiliselerin envanterini çıkarmaya yönelik bu çalışmanın tamamlanmasıyla masraflarını karşılayamayan kiliselerin cami ya da başka amaçlarla kullanılması konusunda somut önerileri sunacağını belirtti.

AA


 
May
11
    
ölumsüz sevdam | 11 Mayıs 2008 00:45 | 0 fav | etiket: ,  

Cuma namazını Kâbe'de kılmak isteyenler için turlar düzenleniyor.

Gamze Özçelik, oyuncu sevgilisi Uğur Pektaş ve 3 arkadaşıyla kurduğu turizm şirketiyle Suudi Arabistan'a düzenlenen turlarda bir ilki gerçekleşti. Özçelik'in ortağı olduğu şirket, Hac ve Umre ziyaretinin yanı sıra Kabe'ye günübirlik Cuma namazı turları düzenliyor.

Şirket yetkilileri turun programını şöyle anlatıyor:

“Perşembe günü akşam 20.00’de Atatürk Havalimanı’ndan Cidde Havaalanı’na hareket ediliyor.

ÖNCE SABAH NAMAZI KILINIYOR

Saat 23.15’de Cidde Havaalanı’nda oluyorsunuz. Gece saat 02.00’de Mekke’ye varıyorsunuz. 03.00 ile 04.00 arası umrede oluyorsunuz.

Sabah 05.00’de sabah namazı kılınıyor. Sabah 06.00’da otele girip 11.00’e kadar dinleniyorsunuz.

CUMA NAMAZI KABE'DE KILINIYOR

11.00’de Harem-i Şerif’e cuma namazı için gidiyorsunuz. Öğlen saat 13.00’de cuma namazı ve veda tavafı yapıyorsunuz.

14.00’te Mekke’den Medine’ye hareket ediyorsunuz. Akşam 19.00’da Medine’ye varıyorsunuz.

YATSI'YI KILIP GERİ DÖNÜLÜYOR

19.30’da yatsı namazı ziyareti var. Akşam 22.00’da Medine’de akşam yemeği yiyorsunuz. Gece 01.00’de İstanbul’a dönüyorsunuz.”

FİYAT 777 EURO

Şirket yetkilileri, bu hizmetin daha önce bireysel olarak verildiğini ancak yoğun talep üzerine Mayıs ayından itibaren gruplar halinde günübirlik Cuma namazı turlarının başlayacağını açıkladı. Fiyat ise 777 euro.



Vatan

 



 
May
08
    
ölumsüz sevdam | 08 Mayıs 2008 01:48 | 0 fav | etiket: , ,  

İnternette satışa sunulan bazı ürünler, ibadete yardımcı nitelikleriyle özellikle yaşlıların tercih ettiği ürünler olmaya başladı.

İnternette çeşitli sitelerin satışa sunduğu söz konusu ürünler, özellikleri ve kullanım alanlarıyla dikkati çekiyor.
Özellikle geleneksel ibadet yöntemlerini kolaylaştıran cihazlar, büyük ilgi görüyor.
Bu ürünler arasında yer alan tespih çeken "zikirmatik", dua öğreten laptop, hatim indiren "hatimmatik", kıbleyi gösteren seccade ve cep telefonu, en çok ilgi gören ürünler arasında bulunuyor. İşte internette satışa sunulan ilginç özelliklere sahip cihazlar:

Tespih çeken "Zikirmatik"
"Zihni sinir" tasarımı olmaya aday olan zikirmatikler, farklı model ve özelliklere göre satışa sunuluyor.
Kimilerine göre "tespihin Çin malı elektronik modeli" olarak nitelendirilen cihaz, okunan her bir duanın ardından üzerindeki düğmeye basılarak, numaratörün çalıştırılması esasına göre işliyor.
Pilli olan kimi modelleri, otomatik sesli uyarı sistemine sahip olurken, tespih özelliğinin yanı sıra namaz vakitlerinde de alarmı çalıyor.
Fiyatı: Özelliklerine göre 5 ile 25 YTL arasında değişiyor.

Dua öğreten laptop
Türk firmalarının isteği doğrultusunda Çin'de üretilen oyuncak laptoplar, çocuklara dua öğretiyor.
Üzerindeki düğmelere basıldığında ilahiler söyleyen cihaz, çocukların namaz surelerini kolayca öğrenmeleri için üretilmiş. Fiyatı: 15 YTL

Hatim indiren "Hatimmatik"
"Hatimmatik" adıyla satışa sunulan cihaz, dijital ses kaydı ile Kuran-ı Kerim okuyor.
Ekranı sayesinde Türkçe mealini gösteren ve okuyan cihazın, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Malayca, Urduca, Endonezyaca dil seçenekleri mevcut.
Cihazın özelliklerine göre dünyadaki 2 bin 800 kente göre programlanmış ezan okuma ve kıbleyi gösterme özellikleri var. Fiyatı: 120-180 YTL

Yol duası cihazı
Araçlara monte edilen cihaz, kontağı çevirip marşa basıldığında otomatik olarak Hz. Muhammed'in okuduğu "yol duasını" okuyor. Fiyatı: 15 YTL

Kıbleyi gösteren seccade
İlk olarak Londra'da yaşayan Türk tasarımcı Soner Özenç tarafından tasarlanan kıbleyi gösteren ışıklı seccade, "Sajjadah 1426" adını taşıyor. (1426 sayısı hicri takvimde 2005 yılını temsil ediyor.)
Üstünde dijital pusulası bulunan seccadenin ilgi çekici özelliklerinden biri de tasarımında kullanılan fosfor baskı teknolojisi.
Bu teknolojiyle seccade üzerindeki geleneksel desenlerin üzerindeki ışıklar, Mekke yönüne döndükçe aydınlanıyor. Özgenç'in bu tasarımının ardından Çinlilerin de ürettiği kıbleyi gösteren seccadeler de hediyelik eşya reyonlarında boy gösteriyor.
Ayrıca Kabe'yi gösteren özel bir pusula da istenilen seccadenin üzerine yapıştırılarak kullanılabiliyor. Fiyatı: "Sajjadah 1426" şimdilik özel üretim olarak bazı reyonlarda yer alıyor ve fiyatı 400 dolardan başlıyor. Çin malı pusulalı seccadelerin fiyatı ise 12 YTL ile 20 YTL arasında değişiyor.

Kıbleyi gösteren ezan okuyan cep telefonu
Merkezi Dubai'de bulunan bir şirket tarafından üretilen cep telefonunun reklamı, "Her nerede olursanız olun ibadetinizi yerine getirmenizi kolaylaştıran ilk ve tek İslami telefon" sloganıyla yapılıyor.
Kullanıcısına namaz vakitlerini ezan okuyarak hatırlatan telefon, kıbleyi gösteriyor. Farklı programlar yüklenilerek, Kur'an-ı Kerim'i Arapça, İngilizce ve Türkçe okuyan telefon, bir çok Müslüman ülkede rağbet görüyor.

Bu arada, merkezi Dortmund'da bulunan bir Alman firmasının Müslüman çalışanı tarafından üretilen cep telefonu programı internet üzerinden satılıyor.
Cep telefonuna yüklenen program sayesinde kıbleyi belirlemek için menüden "kıble" seçeneği tuşlanıyor. Daha önceden verilen şehir koordinatları ile kullanıcı, yüzünü kuzeye dönüyor.
Telefon bir süre sonra otomatik olarak kullanıcıya kıbleyi ok işareti ile gösteriyor. Müslümanlara yönelik üretilen her iki ürünün ardından Çinliler de bu cihaz ve programların kopyasını yapmakta gecikmedi.

İnternet üzerinde çok sayıda marka ve firmaya ait cep telefonu kıbleyi gösterme ve günde 5 vakit ezan okuma özelliğine sahip.
Fiyatı: Telefonların diğer özelliklerine göre fiyatı değişen kıbleyi gösteren ve ezan okuyan cep telefonları 250 euro ile 350 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.
Aynı özellikleri sunan cep telefonu programları ise bazı bilgisayar servislerinde 5 YTL'ye yükleniyor. Kimi meraklıları ise internet üzerindeki dosya paylaşım sitelerinden ücretsiz olarak programı indiriyor.

İlahiyatçılar uyarıyor: "Bu bir kapitalist tuzak"
Ankara Üniversitesi (AÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, söz konusu cihaz ve ürünlerin kapitalizmin Müslümanlara yönelik bir tuzağı olduğunu söyledi.
Bu ürünlerin kullanımının dinen yanlış olmadığını dile getiren Prof. Dr. Kırbaşoğlu, son dönemde dünyayı etkisi altına alan kapitalist düzenin, bu tür cihazlarla Müslümanların dini duygularını hedef aldığını kaydetti.
Bu ürünleri yapan ve piyasaya sunan ülkelerin Müslüman olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Kırbaşoğlu, "Kapitalist ülkeler, ürettikleri dini kavram ve isimler taşıyan ürünlerle Müslümanları kuşatıyor. Burada çok büyük paralar dönüyor" dedi.
"Bu ürünler kişileri din eğitiminden uzaklaştırıyor"
Prof. Dr Kırbaşoğlu, şöyle devam etti: "Zikirmatik", "Hatimmatik", "Yol Duası Cihazı" gibi ürünler, ibadetin ruhu ve özünü alarak, mekanik aletlerin çıkardığı ses ve görüntülere bürüyor.
Yani ibadetin şeklini otomatiğe bağlayarak, kişileri robotlaştırıyor. Bu açıdan Müslümanların duyarlı olması gerekir. Allah'ı zikretmek için sayıların bir hükmü yoktur. Kim ne zaman, ne kadar isterse Allah'ı zikredip, dua edebilir.
Ne peygamberimizin hayatında ne hadislerde ne de İslam inancında 'Allah'ı bu kadar kez zikredersen falanca duan kabul olur' gibi bir bilgi yoktur.
Maalesef başta kadınlar olmak üzere toplumda bu yönde yanlış bir inanış vardır. Ve kimse bu inanışı düzeltmek için mücadele etmeyince, ortaya bu cihazlar çıkmaktadır."
Prof. Dr Hayri Kırbaşoğlu, buna benzer hayatı kolaylaştıran teknolojik ürünlerin, kişileri dini eğitimden uzaklaştırdığını da vurgulayarak, "Bu açıdan Müslümanlar duyarlı olmalı. Kişilerin bu duaları cihazlara okutması yerine ezberlemesi gerekir" diye konuştu.




 
May
02
    
ölumsüz sevdam | 02 Mayıs 2008 03:02 | 0 fav | etiket: , ,  
Kur'an-ı Kerim' ile ilgili farklı bir araştırma, bu kez şifre yok, rakam yok, kehanet yok
Kur'an-ı Kerim'i okuyanlar bilir... Sureler'deki ayetler tam bir konuyu anlatırken birden başka bir konuya geçer ve o konu orada bırakılmış gibi görünür.

12 yıllık bir araştırmanın sonucu
Mesut Yılmaz, özel olarak hazırlattığı bilgisayar programının da yardımıyla, cevapsız bırakılan bu ayetlerin açıklamalarını yine Kur'an'ın başka surelerinde mevcut olduğunu tespit edip. Böylelikle Kur'an'ın şimdiye kadar fark edilememiş bir özelliği bu şekilde gün ışığına çıkarmış olduğunu söylüyor.

Örneğin:
Kur'an-ı Kerim'in Nazi'at Suresi'inin 1. ayeti şöyle der: "Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı?" Bu sorunun cevabı ayetin devamında bulunmamaktadır.
Sorunun cevabı Mü'min Süresi'nin 38. ayetinde karşımıza çıkıyor: "Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir."

Kur'an'ın, bunun gibi yüzlerce örneklerle dolu olduğunu söyleyen yazar, bu örnekleri gördükçe Kur'an'ı çok daha farklı algılayacaksınız diyor.

Bu kitap, parçalara ayrılmış büyük bir resmi tamamlayarak geneli kavramanız ve resmin tamamını görebilmeniz konusunda büyük fayda sağlayacağını belirtiyor.

Birçok ilahiyatçının heyecanla karşıladığı bu kitap, yurtdışındaki bazı ülkelerde de yayına hazırlanmaktadır.

Kur'an-ı Kerim'deki Gizli Ayetler
Mesut Yılmaz
Sınırötesi yayınları
290 sayfa
Nisan 2008




 
Nis
14
    
ölumsüz sevdam | 14 Nisan 2008 00:30 | 0 fav | etiket: ,  
Asırlardır Müslümanlar, Yüce Yaratıcının son mesajını insanlara duyurmak, öğretmek ve mesajın içerdiği konularda insanlara örneklik etmekle görevlendirilen Hz. Peygamber’in hayatını araştırmaya ve öğrenmeye büyük önem vermişler, bu amaçla O’nun doğumunu, miracını ve irtihalini anlatan şiirler, naatlar, mersiyeler kaleme almışlar ve ciltler dolusu kitaplar yazmışlardır.

1989 yılına kadar ülkemizde Hz. Peygamber’in doğumu, Kameri Takvime göre Rebi’ül Evvel ayının 12. gecesinde camilerde mevlit, Cuma günü de hutbe okunarak ve vaazlarda konu halkımıza anlatılarak Mevlid Kandili adı altında kutlanmıştır.

Yüce dinimiz İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak prensipleri konusunda halkımızı doğru/sahih bilgilendirmeyi, manevi ve ahlaki değerlere bağlılığı arttırmayı amaçlayan Diyanet İşleri Başkanlığı, Kutlu Doğum haftası kutlamalarında; bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak, milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi gaye edinerek; Hz. Peygamber’i bütün yönleriyle daha iyi tanımayı, tanıtmayı, anlayıp anlatmayı, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı güncelleştirilerek hayatımıza yansıtmayı, güzel ahlakını davranışlarımızın mihveri ve rehberi yapmayı, toplumda peygamber sevgisini yaymayı, birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi, saygı ve yardımlaşma duygusunu güçlendirmeyi, bu vesile ile toplumu din konusunda aydınlatmayı, İslam'ın mesajını, Peygamber’imizi merkeze alarak, yediden yetmişe toplumun her kesimine bilimsel ve anlaşılabilir bir üslup ile ulaştırmayı hedef olarak belirlemiştir

Hazret-i Peygamber’i ve O’nun insanlığa takdim ettiği değerleri, İslam’ın aydınlık bilgisini/mesajını doğru ve sahih bilgiler ışığında, seçkin, güvenilir ve alanında ehil şahsiyetlerin katkılarıyla vatandaşlarımıza daha etkili ve yaygın bir şekilde anlatmak/tanıtmak amacıyla, ilk defa Başkanlık ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında Kameri Takvim, 1994 yılından itibaren de, Peygamberimizin Miladi doğum günü olan 20 Nisan tarihi esas alınarak Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri yapılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede bütün il ve ilçelerde değişik konularda panel ve konferanslar düzenlenmiş, 1994 yılından itibaren de hafta içerisinde sempozyum düzenlenmeye başlamıştır.

Bu haftanın önceki yıllarda 20-26, 16-22 Nisan gibi tarihlerde yapılmasının, Milli Bayramımız olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na alternatif kutlama olarak gösterilmesi gibi hiç de doğru olmayan bazı değerlendirmelere yol açması veya böyle algılanmayı besleyen bazı tedahüllerin bulunduğunun görülmesi üzerine, Başkanlığımızca etkinliklerin il ve ilçelerde mülki amirlerin onayı dahilinde, müftülerin başkanlık ettiği komitelerin yönetiminde ve Başkanlığın ilgili genelgelerine uygun olarak 14-20 Nisan tarihleri arasında yapılması ve bu tarihlerin dışına taşınmaması karar altına alınmıştır.


 
Şub
10
    
ölumsüz sevdam | 10 Şubat 2008 02:28 | 0 fav | etiket: ,  

Konya'da esnaf, aralarında topladıkları cumhuriyet altınlarıyla her ay içlerinden bir kişiyi umreye gönderecek.

Eczacı kalfası Ali Bozlak, "gün" uygulamasına çeyrek altınla başladıklarını, daha sonra tam altın almaya karar verdiklerini belirterek şöyle konuştu:



"Günde toplanan 17 altın, yaklaşık 3 bin 700 YTL tutuyor. Bu parayı hayırlı bir yolda kullanalım istedik. Her ay bir arkadaşımızı umreye gönderme kararı aldık.



İlk umreye gidecek kişi, kura sonucu, diş teknisyeni esnaf arkadaşımız Ömer Coşkun oldu." Ömer Coşkun ise, uygulamanın herkes umreye gidene kadar süreceğini söyledi.



Bugün



ne diyeyim darısı diğer gün yapanların başına

 



 
Şub
10
    
ölumsüz sevdam | 10 Şubat 2008 02:24 | 0 fav | etiket: ,  

Cennet vatanımızın en küçük köyüne varıncaya kadar türbeler, yatırlar, adı-sanı belirsiz birçok ziyaret yeri var. Bunların binlerce de ziyaretçisi. Ziyaretler niçin ve nasıl yapılmalı?

Bugün gazetesi köye yazarlarından ilahiyatçı Mehmet Paksu, "İnsan bir Allah dostunun türbesini ziyaret edip adına Allah'tan af dileyebilir mi?" sorusunu bugün şu şekilde yanıtladı:



Cennet vatanımızın en küçük köyüne varıncaya kadar bir türbe, bir yatır, adı-sanı belirsiz birçok ziyaret yerleri vardır. İleriden beri din büyüklerine, maneviyat erlerine saygılı olan milletimiz, bu zatları, vefatlarından sonra da yalnız bırakmaz, ziyaretlerine gider.



Türbelerinin, mezarlarının bulunduğu yere uzak da olsa uğrar, dualar okur, ruhlarına Fatihalar gönderir, Allah rızası için kurbanlar keserek fakir fukaraya dağıtır. Hatta mezarda yatan zat hizmet ve himmeti ile tanınan birisi ise, güzel bir türbe inşa ederler. Yanına bir mescit yapar, minare dikerler. Etrafına ağaç dikerek orayı şenlendirir, o zatın ruhunu sevindirirler.



Mesela; İstanbul'daki Eyüp Sultan, Ankara'daki Hacı Bayram Veli, Konya'da Mevlana Hazretleri, Bursa'da Emir Sultan bunlara birkaç örnek olarak verilebilir. Öyle ki, bu zatlar âdeta bu beldelerin sembolü gibidirler. Ve memleketin manevî hayatını etkileyen özelliklere sahipler.



Konya'yı Mevlanasız, İstanbul'u Eyüp Sultansız, Ankara'yı Hacı Bayram Velisiz Bursa'yı Emir Sultan'sız düşünebilir misiniz? Ülkemizin dört bir tarafından buraya yapılan sefer ve ziyaretler o bölgelerin rengini değiştiriyor.



Bu maneviyat büyükleri maddeten vefat etmiş olsalar da manen diridirler. Hayattayken onları ziyaret ne kadar sevap ise, vefatlarından sonra da türbelerini ziyaret edip ruhlarına Fatiha göndermek o kadar güzel İslamî bir âdettir. Peygamberimiz Medine'de bulunduğu senelerde zaman zaman Cennetü'l-Bakî olarak bilinen kabristana gider, onlara selam verir, dua okur, onlar için istiğfar okur, Allah'tan bağışlanmalarını dilerdi. Peygamberimizin selamı ve duası şöyleydi: "Esselâmü aleyküm ey bu diyarın mü'min ve Müslüman halkı! Biz de inşaallah sizlere kavuşacağız. Allah'tan kendimize ve sizlere afiyet dileriz."



Türbe ve mezar ziyaretlerinde bu dualarla yetinmeyip aşırılıklardan kurtulamayan bazı insanlarımız birtakım hurafe, bid'at ve manasız davranışlara girebiliyorlar.



Türbelerin içine mum yakmak, mezarının üzerine kırmızı veya yeşil bez parçaları bırakmak, sağında solunda dikili bulunan ağaç ve çalılıklara çaput bağlamak, madenî paralar atmak, duvarına ve demir parmaklıklarına el yüz sürmek, dilekte bulunmak, ihtiyaçlarını istemek, türbede yatan zat adına kurban kesmek gibi yanlışları işleyebiliyorlar. Bunların hiçbirisinin İslâmla ilgisi yoktur.



Çünkü artık dünya ile alâkası kesilmiş olan o zatların ne muma, ne bez parçasına, ne paraya, ne de kurbana ihtiyacı vardır. Bu tür işleri yapan kimseler sevap bir tarafa, günah kazanır. Hatta Allah'ı hiç hatırına getirmeyip o türbedeki zattan bir şeyler istese, onun adına kurban kesse, bu bir çeşit şirk sayılır. Çünkü Allah'tan başka kimseye yalvarılmaz. Kimseden yardım beklenmez. Kimsenin adına da kurban kesilmez.





 



 
Şub
10
    
ölumsüz sevdam | 10 Şubat 2008 02:19 | 0 fav | etiket: ,  

Ruh dünyanızın dengesini muhafaza etmek ve sıkıntıların üstesinden gelebilmek için neler yapabilirsiniz ? Size belki de hiç denemediğiniz farklı bir öneri var.

Sizi mutsuz eden büyük bir derdiniz mi var?Ulaşmak istediğiniz muhteşem bir idealin peşine mi düştünüz?Huzursuzluk, ailenizin ayrılmaz bir parçası mı oldu? Birisi kalbinizi mi kırdı? Önemli bir sınava mı gireceksiniz? Günü gelmiş bir borcunuzu hâlâ ödeyemediniz mi? İşsiz misiniz? İşten mi atıldınız? İşinizde bir türlü arzuladığınız başarıyı yakalayamadınız mı? İyi bir evlilik mi istiyorsunuz? Çocuğunuz mu olmuyor?



Bunlardan çok daha önemli yüce gayeler uğruna çaba harcıyor, insanlığa İslâm’ı ve Kur’an’ı anlatmak için çırpınıyor, bir dizi plan ve program yapıyorsunuz. Ancak bir tarafta önünüze konan engeller, diğer tarafta gerçekleştirmeyi istediğiniz manevî projeler var. Bilhassa İslâm âleminin maruz kaldığı acılar, ıstıraplar, saldırılar, tuzaklar yüreğinizi yakıyor.



Maddî manevî, küçük büyük, dünyevî uhrevî bütün dertleriniz veya arzularınız için kılacağınız muhteşem bir namaz var: Hacet namazı.



Elbette bir kul olarak sebeplere sarılacak, üzerinize düşeni yapacaksınız. Ama bazen olur ki, sebepler tükenir ya da etkisiz kalır, bütün yollar denenir, çareler biter, ne yapacağını bilememenin ıstırabıyla yapayalnız kalırsınız. Artık kalbiniz kederli, gözünüz yaşlı hüzün denizinde yüzerken hacet namazı sizi sahile çıkaracak bir can simididir.



Hz. Enes’in hacet namazı



İşte bu muhteşem fırsatı değerlendirenlerden birisi olan Hz. Enes (r.a.) harika bir sonuç alır.



Bir yaz günü Hazret-i Enes’e bahçıvanı gelerek, yağ­mur yağmadığından ve bahçenin kuruduğundan yakındı.



Bu haber üzerine Hazret-i Enes, Resulullah’ın (a.s.m.) “Herhangi bir ihtiyacı olan kimse iki rekât namaz kıldıktan sonra Allah’a dua etsin” şeklindeki “hacet namazı” tavsiyesini hatırladı.



Su isteyerek abdest aldı ve namaza durdu. Selam verdikten sonra bahçıvanına:



– Gökyüzünde bir şey görebiliyor musun, diye sordu. Bah­çıvan:



– Göremiyorum, dedi. Enes, tekrar içeri girip namaz kılmaya devam etti.



Birkaç kez bahçıvana:



– Gökyüzünde bir şey görebiliyor musun, diye sorunca adam:



– Kuş kanadı gibi bir bulut görüyorum, dedi.



Bunun üzerine Enes, namazını ve duasını sürdürdü. Az sonra bahçıvan Hazret-i Enes’in yanına girdi ve:



– Gök bulutla kaplandı ve yağmur yağmaya başladı, dedi. Bunun üzerine Hazret-i Enes:



– Haydi, ata bin de yağmurun nerelere kadar yağdığına bak, dedi.



Bahçıvan etrafı dolaştığında, yağmurun sadece Hazret-i Enes’in büyük bahçesine yağdığını gördü. (İbn-i Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, c. 7: 21-22)



Sıkıntılı anda hacet namazı



İşte tüm sıkıntılı zamanlarımızda uygulayabileceğimiz bir başka örnek:



Sahabelerden Ebû Mı’lâk (r.a.) isminde ticaretle uğraşan bir zat vardı. Bir defasında ticaret için yolculuk yapıyordu. O zamanlarda yol güvenliği yoktu. Bu yüzden karşısına silahlı bir eşkıya çıktı.



– Neyin varsa çıkar, seni öldüreceğim, dedi. Bu tehdit karşısında Ebu Mı’lâk:



– Maksadın mal almaksa al, dedi. Hırsız ise, malı almakla birlikte izini de kaybettirmek istiyordu:



– Ben sadece senin canını istiyorum, dedi. Ebu Mı’lâk:



– Öyleyse bana izin ver namaz kılayım, dedi. Hırsız:



– İstediğin kadar namaz kıl, deyince Ebu Mı’lâk namaz kıl­dı ve şöyle dua etti:



– Ey kalplerin sevgilisi! Ey yüce arşın sahibi! Ey her dilediğini yapan Allah’ım! Ulaşılmayan izzetin, kavuşulmayan sal­tanatın ve arşını kaplayan nurun hürmetine beni şu adamın şerrinden korumanı istiyorum! Ey imdada koşan Allah’ım, yetiş imdadıma!



Ebu Mı’lâk, bu duayı üç defa tekrarladı. Duasını bitirir bitirmez, silahlı bir atlının hızla yaklaştığını gördü. Atlı, hırsızı bir mızrak saplayarak öldürdü. Sonra da Ebu Mı’lâk’a döndü. Allah’ın lütfuyla kurtulan sahabe:



– Kimsin sen? Allah seninle bana yardım etti, diye şaşkınlıkla sorunca atlı kişi şu cevabı verdi:



– Ben dördüncü kat gökteki meleklerdenim. İlk duanı yapınca gök kapılarının çatırdadığını işittim. İkinci defa dua edince, gök ehlinin senin kurtulman için feryat ettiğini işittim. Üçüncü defa dua edince, “Zorda kalan biri dua ediyor!” denildi. Bunu duyunca Allah’tan, hırsızı öldürmek için beni görevlendirmesini istedim. Allah da kabul etti ve yardımına geldim. Şunu bil ki abdest alıp dört rekât namaz kılan ve bu duayı yapan kimsenin, zorda olsun veya olmasın duası kabul edilir. (İbn-i Hacer, el-İsabe, c. 4: 182)



Hacet namazı kılarak bir derdinden kurtulan veya muradına kavuşan çok kimse vardır. Elbette bu örneklerin hepsi, yukarıdaki gibi çok harika olmayabilir. Çünkü, hacet namazından alacağımız verimin derecesi, ihlas, huşu, ıztırar hâli, yakinimiz ile Allah’ın takdir ve hikmetine göre değişir.



Hacet namazı nasıl kılınır?



Hacet namazı, yatsı namazından sonra iki, dört ya da on iki rekât olarak kılınır. Hz. Peygamber'den gelen bir rivayete göre hacet namazının ilk rekâtında Fatiha’dan sonra üç defa Âyetel-Kürsî, diğer rekâtlarda Fatiha’dan sonra sırasıyla birer defa İhlas, Felak ve Nas sureleri okunur.



Hacet namazı bitince Allah'a hamd ve sena, Resulullah'a salat ve selamdan sonra bir hacet duası okunması sünnettir. Çeşitli hacet duaları vardır. Bunlardan birisi şudur:



"Allahümme innî es’elüke tevfîka ehli’l-hüdâ ve amele ehli'l-yakîni ve munâsehete ehli't-tevbeti ve azme ehli-s-sabri ve cidde ehli'l-haşyeti ve talebi ehli'r-rağbeti ve teabbüde ehli'l-vera'i ve irfâne ehli'l-ilmi hattâ ehâfek. Allahümme innî es'elüke mehâfeten tahcizünî an masiyetike hatta a'mele bi ta'atike amelen estehikku bihi rıdâke ve hattâ unâsihake bi't-tevbeti havfen minke ve hattâ uhlise leke'n-nasîhate hubben leke ve hattâ etevekkele aleyke fi'l-umûri ve husni zannin bike. Subhâne hâliki'n-nûr."



Bu duanın anlamı şu şekildedir:



"Allah'ım, Senden hidayet ehlinin başarısını, yakin ehlinin amellerini, tövbe ehlinin öğütleşmesini, sabır ehlinin azmini, huşu ehlinin ciddiyetini, rağbet ehlinin talebini, vera ehlinin ibadetini, ilim ehlinin irfanını isterim ki, Senden gereği gibi korkayım. Allah'ım, Senden öyle bir korku isterim ki, o beni Sana isyandan menetsin; ta ki, Sana itaat ile öyle amel edeyim ki, onunla Senin rızana ereyim; Senden korkarak tövbeyle sana döneyim; sırf Senin sevgini kazanmak için halis nasihat edeyim; her işte Sana güvenip Sana dayanayım; Sana güzel zan besleyeyim. Nurun yaratıcısı Allah'ı tesbih ederim."



Hacet duasını okuduktan sonra Allah'tan ihtiyacımızın giderilmesi yolunda dilekte bulunmalıyız. Duaları okurken, çektiğimiz acının tesiriyle tamamen Allah’a yönelmeli, çok samimi bir şekilde yalvarmalı, hâlimizi düşünerek gözyaşı dökmeliyiz.



Hacet namazının ne zaman, nasıl kılınacağı ve ne okunacağı hususunda kendi halet-i ruhiyenize göre davranabilirsiniz. Bazı sıkıntılar ve istekler anlıktır. Mesela, bir haksızlığa uğradınız, bir eşyanız kayboldu, merak ettiğiniz bir kimseden haber alamadınız, acil yatırmanız gereken bir borcunuz var… Bu durumlarda hemen abdest alıp hacet namazı kılıp dua edebilirsiniz.



Eğer geniş zamana yayılan bir derdiniz veya arzunuz varsa, mesela, üniversite sınavını kazanmak, çocuğunuzun veya eşinizin ıslahını istemek, iyi bir iş bulmak, çok ağır borçlardan kurtulmak, uzun süren bir hastalık için şifa istemek ve benzeri durumlarda yatsı veya teheccüt namazından sonra kılabilirsiniz.



Bilhassa ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılardan ve İslam âleminin maruz kaldığı mağlubiyet ve zilletten kurtulması, hak ve hakikatin dünyaya hâkim olması için kılınacak hacet namazlarının 40 gün veya daha fazla bir süreye yayılması gerekir.



Allah’ın rahmet kapısını tıklatın



Hacet namazında etkili olan en mühim unsur kişinin halet-i ruhiyesi, namazının ve duasının kalitesidir. Size acı veren derdiniz yüreğinizi dağlarken, ulaşmak istediğiniz arzunuz her an aklınızdayken, çaresizliğinizi ve kimsesizliğinizi hissettiğiniz anda hacet namazıyla Allah’ın rahmet kapısını çalın. Çünkü, O her şeyin sahibi, yaratıcısıdır, bütün düğümler O’nun iradesiyle çözülür, bütün dertlerin dermanı O’ndadır, bütün işlerin dizgini O’nun kudretindedir, O merhametlilerin en merhametlisidir.



Hacet namazında ve tüm nafile namazlarda, rükuda, rukudan kalkınca, secdede, iki secde arasında, oturuşlarda tesbih ve tahiyyatı okuduktan sonra Kur’an’daki dua ayetlerini okuyabilirsiniz. Özellikle Kur’an’da geçen peygamber duaları çok önemlidir. Mesela, başta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) olmak üzere Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. Eyyûb, Hz. Yunus, Hz. İbrahim, Hz. Zekeriya, Hz. Yakup, Hz. Yusuf (aleyhimüsselam) gibi peygamberlerin dualarını okurken, onların hâllerini hatırlayarak, duaların manalarını düşünerek, Rabbimizin şefkat ve merhametine sığınırsak duamız kabul olabilir. Yine Kur’an’da “Âmenerresulü”de geçtiği gibi, “Rabbenâ” veya “Rabbî” ile başlayan ayetler dua ayetleri olduğu için bunların manasını düşünerek okuyabiliriz.



Çünkü, Rabbimiz, “De ki: Duanız olmazsa Rabbim katında ne ehemmiyetiniz var?” (Furkan:77) buyuruyor. Yine “Dua edin, cevap vereyim” (Mümin:60) diyor. Ayrıca şu ayet duanın namazla desteklenmesini ve birlikte yapılmasını emrediyor:



“Ey iman edenler! Allah’tan sabırla ve namazla yardım isteyin. Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara:153)



Demek ki, en başta beş vakit namaz kılarak dua etmek gerektiği gibi, özel durumlar ve olağanüstü sıkıntılarda da o duruma uygun namazlar kılmalıyız. Hacet, tesbih, yağmur, istihare namazları; dua ile namazı birleştiren muhteşem ibadetlerdir.



Hacet namazıyla hakkıyla değerlendiremiyoruz



Biz müminlerin hacet namazı gibi benzersiz bir hazinesi olmasına rağmen hakkıyla değerlendirmiyoruz. Beş vakit namaz kılan birçok kimse hacet namazını ya hiç kılmamış ya da çok az kılıyor. Oysa hacet namazında çektiğimiz acıdan ve taşıdığımız arzudan kaynaklanan bir “acz, fakr ve yakin” hâli vardır. İnsan bu durumlarda kendisini çok aciz, çok muhtaç, çok kimsesiz, çok çaresiz hisseder. Tam bir huşu, dikkat, iştiyakla Rabbine yönelir. Belki de musibet ve belaların, büyük hedef ve ideallerin mümine bakan en önemli kazancı, insanın bütün zerreleriyle ve duygularıyla Allah’a yalvarmasıdır.



Yaptığımız bir ankete katılan müminlerin yüzde 47’si “hacet namazını hiç kılmadığını” söylemiştir. (Kaynak: www.namazladirilis.com) Oysa bu insanlar, nice amansız derdi veya kavuşmak istediği bir hedefi için birçok kapıyı çalıyor, birçok sebebe başvuruyor, bir yığın masraf ediyor. Elbette kendine düşen vazifeyi yaparak Allah’a hacet namazıyla yönelmek, muhteşem bir hazineden istifade etmek demektir.



Başkası için hacet namazı kılınabilir



Kişi kendi adına hacet namazı kılıp dua edebildiği gibi, bir mümin kardeşinin amacının gerçekleşmesi için de namaz kılıp dua edebilir. Bu bir dua olduğu için kişi mümin kardeşinin derdini kendi derdi kabul edip onun için dua edebilir. Bunun dinen bir sakıncası olmadığı gibi, büyük sevap da kazandırır. Çünkü, hadislerde buyrulduğu gibi, “Mümin kardeşine dua eden kişiye melekler dua eder”, “Kim bir mümin kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir.”



Bilhassa eşiniz, kardeşiniz, anne babanız veya arkadaşınız için hacet namazı kılıp dua edebilirsiniz.



İnşallah kendiniz veya başkası için kıldığınız hacet namazı ve yaptığınız duadan sonra harika sonuçlar göreceksiniz.



Cemil Tokpınar



Moral Dünyası



 



 
Şub
10
    
ölumsüz sevdam | 10 Şubat 2008 02:15 | 0 fav | etiket: ,  

Peygamberden hayatımıza ışık tutan prensipler. Sizin için Peygamberimiz'in sözlerini tarayarak hayatımıza rehber olabilecek prensipleri çıkardık.

İşte size En Doğru Sözlü'nün ağzından çıkan, hayatımıza yön verebilecek sünnetler.Peygamberler Sultanı, yolda insanlara zarar verme ihtimali olan bir cismi kaldırmayı imanın belirtisi olarak görüyordu.



Allah Resulü, yemekten önce ellerini, yemekten sonra hem ellerini hem de ağzını yıkardı. Efendimiz, yemeğe besmeleyle başlar, kendi önüne gelen yerden yer ve sonunda verdiği bütün nimetler için Allah'a şükrünü ifade etmek üzere "Elhamdülillah" derdi.



Allah Resulü, vefat etmiş insanların hep hayırla yad edilmesini tavsiye ederlerdi. Peygamberimiz, insanlara hediyeler verir, onların hediyelerini kabul eder ve hediyelerine ya aynıyla veya çok daha iyisiyle karşılık verirdi. Peygamber Efendimiz tane tane konuşurdu. İyice kavransın diye önemli meseleleri üç defa tekrar ederdi.



İNSANLARA ŞAKA YAPARDI



Efendimiz, insanlara şaka yapardı. Ancak şakalarında asla yalan olmaz, gerçeğin farklı tonda bir parıltısı görülürdü. Allah Resulü, bir hak zayi olmadıkça halim- selim bir insandı. O'ndan asla kötü söz, kaba ifade ve hakaret duyulmamıştır. Efendimiz, beden, elbise, yiyecek, giyecek, ev ve sokak temizliğinin yanında kalb ve ruh temizliğine de önem verirdi. Bu iki temizliği ifade etmek üzere, "Temizlik imanın yarısıdır" ve "Müslüman elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu insandır." buyurmuştu.



EMEĞİN KARŞILIĞINI VERİRDİ



İnsanlara emeklerinin karşılığını hemen verirdi. Bunu ahlak olarak Müslümanlara da tavsiye ederdi: "İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz." Peygamberimiz, sık sık çarşıya ve pazara çıkıp dükkanlara uğrardı. Esnafa tartıyı nasıl yapacaklarını gösterir ve dürüst olmalarını tavsiye ederdi. Allah Resulü, komşu haklarına karşı son derece dikkatliydi. "Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir" buyurarak komşuluk ilişkilerinde sınırı çok ileriye koymuştu.



EVLENECEKLERE YARDIM EDERDİ



Efendimiz, evleneceklere imkanları ölçüsünde yardım ederdi. İyi insanlarla evlenme hususunda teşvikleri ve arabuluculukları vardı. O, devrinde de daha sonra da seviyesi yakalanamayan bir adalet zirvesiydi. Adalette sembol haline gelen Hz. Ömer, adaleti O'ndan öğrenmişti.



Efendimiz, tevazuda da zirveyi temsil ediyordu. Karşısında titreyen bir adama, "Korkma! Ben kral değilim. Kureyş'ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum." demişti. Hayvanlara merhametli davranır; onlara eziyet edilmemesini, fazla yük yüklenilmemesini ve iyi bakılmasını emrederdi. Allah Resulü, dünya ve ahiret adına bir faydası olmayan boş sözlerden kaçınırdı. Bu konuda, "Faydasız şeyleri terk etmesi, bir kişinin Müslümanlığının güzel olmasındandır." buyurmuştu.



KARNI ACIKMADAN YEMEZDİ



O, acıkmadan yemez, karnı tam doymadan da yemekten kalkardı. "Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın; tam doymadan da kalkın" ifadesi, O'nun bu konuda tüm insanlığa yol gösteren bir beyanıdır. Gönüllerin Efendisi, insanların toplu bulunduğu yerlere ve mescidlere güzel kokular kullanarak giderdi.



Bunu insanlara da tavsiye eden Allah Resulü, "Soğan ve sarımsak yiyen insanlar, bu kokuları kaybolmadan mescidimize gelmesin" buyuruyordu. Sevgili Peygamberimiz, insanlar arasında, renk, dil, soy-sop, zenginlik ve yoksulluk gibi sebeplerden dolayı ayırımcılık yapmazdı. Bu konuda bize yol gösteren ifadesi şu şekildedir:



"Ey insanlar! İyi biliniz ki Rabbiniz birdir; atanız da birdir (Bütün insanlar Adem'den; o da topraktandır). Arab'ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arab'a; beyazın siyaha, siyahın da beyaza Allah korkusu ve sevgisi dışında hiçbir üstünlüğü yoktur."



YAŞLANMAKTAN KORKUYORUM



Çankırı'dan yazan "Dertli" rumuzlu okurumuzun sorusu şöyle: "35 yaşındayım ancak yaşlanmaktan çok korkuyorum. Allah'a ve ahirete inanıyorum ama her an bu korkuyla yaşıyorum. Ne tavsiye edersiniz? " Hepimiz zaman zaman geleceğimiz, sağlığımız, yaşlılığımız ve ölümümüzle ilgili düşüncelere dalıp belirli ölçülerde endişeler yaşarız. Bu, bir dereceye kadar normaldir.



Ancak bu endişelerin karamsarlık, panik atak şeklinde karşımıza çıkıp hayatımızı etkileyen psikolojik bir rahatsızlık haline dönüşmesine izin vermemeliyiz. Aksi takdirde bu durumda bir teşhisle uzman yardımı gerekebilir... Aslında meseleyi sebepler planında ele alacak olursak, yaşlanmaktan endişe etmemeliyiz.



Ama henüz yaşlanmadan bizi ölüme götürecek suiistimal, kuralsız yaşam, hızlı hayat, hastalık vb. durumlara karşı uyanık olmalıyız. Mümkün mertebe geç yaşlanıp, sağlıklı ve uzun bir yaşlılık geçirmek için henüz gençliğimizde tedbirlerimizi alıp, yeme-içme, stres, sigara-alkol, tıbbi periyodik kontroller, uyku düzeni, vitaminler vs. vs. konularına azami dikkat gösterebiliriz...



KORKUNUN FAYDASI YOK



Şunu unutmayın: "Güneşi göremedim diye sürekli ağlayanlar yıldızları da fark edemezler"... Biraz değiştirecek olursak; sabah güneş doğar, eğer siz, "Bu güneş akşam batacak.. tüh, vah!" diye akşama dek odanıza kapanır ağlarsanız güneşten istifade edemez, üstelik ay ve yıldızların da ışıltısını kaçırırsınız...



Korkunun ecele dahi faydası olmadığına göre ihtiyarlığa hiç faydası olmaz. O halde madem gençlik gidecek, âh ile vâh ile, suiistimal ve korku ile değil en iyi şekilde değerlendirerek geçmeli... Her yaşın ve her çağın kendine has ayrı bir güzelliği var... Doyasıya, dolu dolu ve meyvedar bir şekilde yaşamalı, kısacası neciyiz, nereden geldik ve nereye gidiyoruz'un bilincinde olmalıyız...



EZANI DİNLEMEYİ İHMAL ETMEYELİM



Şükürler olsun ki günde beş vakit camilerimizde ezanımız okunuyor. Ezansızlığın ne demek olduğunu yurt dışında yaşayanlar daha iyi takdir ediyorlar. Güzel bir ezan dinlemek kişiye derin huzur verir. İsterseniz bugün fiili bir şükür adına ezan okunduğunda onu baştan sona dinleyelim. Arkasından da ezan duasını okuyalım.



HAZIRLAYAN: ALİ İHSAN ER



Bugün



 



 
Şub
01
    
ölumsüz sevdam | 01 Şubat 2008 01:53 | 0 fav | etiket: , ,  
Danimarka, iki yıl önce Jyllands-Posten gazetesinde yayımlandıklarında Müslüman âleminin şiddete varan tepkisini çeken Hz. Muhammed karikatürlerini 'tarihi değer' olarak korumaya alıyor.
17. yüzyılda Kral III. Frederik'in kurduğu, pek çok tarihi hazineyi barındıran ve İskandinavya'nın en önemli kütüphanesi sayılan Kopenhag'daki Kraliyet Kütüphanesi, 12 karikatürü 'tarihi değer' ilan etti. Orjinallerini koruma amaçlı edinmeye çalıştıklarını ve çizerlerle anlaşmaya yaklaştıklarını belirten müze sözcüsü, şöyle konuştu: "Sergilemekle ilgilenmiyoruz, amacımız onları gelecek nesiller için güvende tutmak, çünkü bu karikatürler Danimarka'da tarih yarattı. Sıkı güvenlik önlemi alacağız. Tek bir kişinin karikütürleri sabote etmesi çok zor olacak, çünkü onları araştırma amaçlı görebilmek için üniversite profesöründen onay mektubu alması gerekecek. Nadir kitaplar gibi muamele görecekler."
Karikatürlerden birinin çizeri ve Danimarka Karikatürcüler Derneği'nin başkanı Claus Seidel, "Onları kraliyet kütüphanesine vermeyi doğru buluyoruz" görüşünü açıkladı. Geçmişte protestoların başını çekmiş Danimarka Müslüman Toplumu sözcüsü Kasım Sait Ahmet ise, bu tutumu 'tahrik' diye nitelese de 'yeni strateji' gereği görmezden geleceklerini açıkladı.